Nükseden T-ALL/LBL Hastalarında İkinci Transplantasyonla Kombine Edilen CD7 CAR-T Tedavisinin Umut Verici Sonuçları
Nükseden T hücreli akut lenfoblastik lösemi (T-ALL) ve lenfoblastik lenfoma (LBL) hastaları için tedavi seçeneklerini iyileştirme arayışında, yakın zamanda yapılan bir çalışma, CD7 kimerik antijen reseptörlü T hücre (CAR-T) tedavisini ikinci bir allojenik hematopoetik kök hücre nakli (HSCT) ile birleştirmenin umut verici sonuçlar sunduğunu göstermiştir. Bu yenilikçi yaklaşım, Bioocus ile işbirliği içinde Hebei Yanda Lu Daopei Hastanesi ve Pekin Lu Daopei Hastanesi'nde öncülük edilmiş olup, bulgular 65. Amerikan Hematoloji Derneği (ASH) Yıllık Toplantısı'nda sunulmuştur.
Çalışma, daha önce kök hücre nakli geçirmiş ve nüks yaşamış 16 hastaya odaklandı. Bu hastalara CD7 CAR-T tedavisi uygulandı ve kemik iliğinde %100 oranında minimal kalıntı hastalık (MRD) negatif tam remisyon elde edildi. Ayrıca, tedavi, %75'lik tam remisyon oranıyla ekstramedüller lezyonların tedavisinde de etkili olduğunu gösterdi.

CD7 CAR-T tedavisi sonrasında hastalara ikinci bir HSCT uygulandı. Bir yıllık genel sağkalım (OS) oranı %58,5 ve lösemisiz sağkalım (LFS) oranı %51,4 olup, bu kombine tedavi stratejisinin potansiyelini vurgulamaktadır. Sonuçlar şunu göstermektedir:
CD7 CAR-T tedavisinin, ardından ikinci bir kök hücre nakli yapıldığında, diğer tedavi seçeneklerini tüketmiş hastalar için uzun süreli remisyon için yeni bir şans sunarak uygulanabilir bir tedavi seçeneği olabileceği belirtilmiştir.
Bu çalışma, özellikle ilk nakilden sonra nüks eden hastalar için T-ALL ve LBL tedavi ortamını dönüştürme potansiyeli taşıyan CAR-T tedavisinin önemini vurgulamaktadır. Belirli kanser belirteçlerini hedefleyen CD7 CAR-T hücrelerinin, takip eden nakil ile birlikte entegrasyonu, bu agresif kanserlerle mücadelede güçlü bir strateji sunmaktadır.
Bioocus, Lu Daopei Hastanesi ile ortaklık yaparak, hematolojik maligniteler için en ileri tedavi seçeneklerini sunmak amacıyla CAR-T terapilerini araştırmaya ve geliştirmeye devam ediyor. Araştırmalar ilerledikçe, bu zorlu hastalıklarla mücadele eden hastaların hayatta kalma oranlarını ve yaşam kalitesini daha da iyileştirmeyi umuyoruz.
Bu çalışma, tekrarlayan T-ALL ve LBL tedavisinde önemli bir ilerlemeyi temsil etmekte olup, yenilikçi tedavilerin dünya çapındaki hastalar için daha iyi sonuçlar sağlama potansiyelini ortaya koymaktadır.










